Error, no Ad ID set! Check your syntax!

Sektörler

Tarihçe

İSKENDERUN

TARİHÇE :

İskenderun Makedonya kralı büyük İskender tarafından kurulmuş ve M.Ö. 333 yılında pers imparatoru III. Darius’u İsos kenti yakınlarında mağlup ettikten sonra Alexandretta adıyla anılmaya başlanmıştır. Burada daha önce Fenikeliler tarafından kurulduğu tahmin edilen Myriandus kenti bulunmaktaydı.
Antik Alexandretta kenti sırasıyla Selevkos’ların, Romalıların, Bizanslıların, Arapların ve nihayet Osmanlıların hâkimiyeti altına girmiştir. Kent I.Dünya savaşı sonunda İngilizler tarafından 9 Kasım 1918 tarihinde işgal edilmiş ertesi yıl Fransızlara bırakılmıştır. 1937 yılında Hatay Devleti içinde yer alan bu tarihi kent, nihayet 23 Temmuz 1939 tarihinde Hatay Devletini Türkiye’ye ilhakı ile Hatay ilinin bir ilçesi olmuştur.

COĞRAFİ KONUM:

Doğal güzellikleriyle tarihsel zenginliklerin birbiriyle kucaklaştığı İskenderun, sanayi kenti olmasının yanı sıra Türkiye’nin eşsiz tatil beldelerinden biridir. Kent, Amanos dağları ve Akdeniz’in mavi suları arasında bir ovada yer almaktadır.
İskenderun körfezinin doğu kıyısında, Amanos dağlarının eteğinde genişliği 5 km yi bulan bir alan üzerinde kurulu bul unan bugünkü modern İskenderun kenti; güneyinde Antakya, batıda Akdeniz kuzeyde Dörtyol ile çevrilidir ve yüzölçümü 96 km2 dir.

İKLİM:

Turizm bakımından oldukça elverişli bir iklime sahip olan İskenderun ılıman bir Akdeniz iklimine sahiptir. Yazları sıcak, kışları ılık ve yağışlı olan bu güzel şehirde nisan ayı başından itibaren yedi ay süre ile denize girmek mümkündür. Yıllı yağış ortalaması 900mm civarındadır en yağışlı ay ocak ayı olup ortalama 155 mm civarındadır yıllık sıcaklık ortalaması 35 derece civarındadır.

TURİZM:

Tarım ticaret ve gelişen sanayiden sonra turizm de İskenderun’un ekonomisinde önemli bir rol oynamaktadır. Çevresinde yer alan tarihi yapılarıyla doğal özellikleri ile altın kumlu plajlarıyla yaylaları ve konuksever halkıyla adeta bir turizm cennetidir. Çevresinde görülebilecek doğal ve kültürel yapılar şöyledir:

ARSUZ VE ÇEVRESİ:

Helenistlik dönemde Rosus adıyla bilinen bugünkü Arsuz İskenderun’dan 33 km uzaklıkta şirin bir balıkçı köyüdür. Antik och kentinin kurucusu olan III. Selevkos Nikator bir zamanlar burada karaya çıkmış ve Denetrius’un en güzel kızı Satratonica ile burada evlenmiştir. Arsuz ortaçağda port – banel adıyla anılmıştır. 1778 yılında inşa edilen Mario Hanna kilisesi Helenistlik dönemden kalma sütunlu liman kalıntıları gözcüler köyünü geçtikten sonra Hacı Ahmetli köyünü 8 km kat edip sola ayrılan toprak bir yol ile ulaşım yapılabilir. Meryem ana havuzu yörenin en dikkate değer turistlik değerlerdir.

GÜLCİHAN:

Yüzme ve güneş banyosu arayanlar için ideal bir plajı olan Gülcihan; Arsuz yolu üzerinde İskenderun dan 27 km uzaklıkta, kıyıda şirin bir sayfiye merkezidir. Otel, pansiyon ve kamp alanları mevcuttur.

NERGİZLİK:

İskenderun’a 14 km. uzaklıkta karaağaç ve güzel yayla yollarıyla ulaşılabilen şirin sayfiye merkezidir.

ŞALEN KALESİ:

Şivlan kale adıyla anılır ve değirmen dere köyü yakınlarındadır. Amanos dağlarının sarp ve kayalık tepesi üzerine kurulmuştur. Helenistlik dönemden kalan bu yapıt Bizanslılar ve haçlılar döneminde karakol kalesi işlevini görmüştür.

YUNUS SÜTUNU:

İskenderun – Payas Demiryolu üzerindedir. Yöre halkının inanışına göre yunus peygamber yunus balığının karnından çıkmıştır.

PAYAS VE ÇEVRESİ :

Yurdumuzun Akdeniz bölgesinde İskenderun körfezi kıyısında yer alan Payas Hatay ilinin Dörtyol ilçesine bağlı şirin bir bucak merkezidir. Her ne kadar Hatay iline bağlı ise de Çukurovanın sınırları içerisinde yer almaktadır. Antik dönemlerde Baias olarak bilinen bu yerleşim merkezi daha sonraları bay – yas ve bayas

nihayet payas adıyla anılmıştır. Ünlü tarihi ipek yolu payastan geçmekteydi. Ayrıca payas Akdenizle olan bağlantısı nedeni île deniz ticaretinde çok önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı İmparatorluğunun Anadolu topraklarının yanı sıra Suriye, Mısır ve Irak’a kadar sınırlarını genişletmiş olması nedeni ile Payas önemli bir merkez haline gelmiştir.

PAYAS KALESİ:

Aslen haçlılar tarafından yapılan ve daha sonra Osmanlılar tarafından restore edilen Kale payas’ın en dikkate değer yapıtlarından birisidir. İskenderun’dan 22 km uzaklıktadır.

ALAN YAYLASI:

İskenderuna 40 km lik stabalize bir yol ile bağlıdır. Bu yol üzerinde ki Haymapınar, Değirmendere, Paşaoluk, Akarca ve Çamlıbel yaylaları İskenderun ve civar köy halkı tarafından kullanılmakladır. Bahar aylarında binbir çiçeğin açtığı yaylada kamp kurmak ve piknik yapmak mümkündür.

SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ:

Kervansaray, hamam, medrese, cami ve bedesten gibi olağanüstü yapılar gurubundan oluşan bu eser 16. yy sadrazam Sokullu Mehmet paşanın emirleri üzerine mimar Sinan tarafından yapılmıştır.

CİN KULESİ:

Sokullu Mehmet Paşa külliyesi ile den iz kenarı arasında denize hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Bir gözetleme kulesi olarak yapılan bu yapıtın Cenevizliler ya da haçlılar öneminde yapıldığı söylenir.